24 Mayıs 2017

initiate – başlatmak

who initiated the violence? – Kavgayı kim başlattı.

i have just initiated the backup.

innate – (in-eyt) doğuştan

inherited, inborn

İnnovate: yenilik getirmek, yenilik yapmak.

He innovated at the country.

conservative: (kınsörvative) tutucu, muhafezakar

Inquire: sormak, soruşturmak. Bilgi almak. Sorup Öğrenmek. Araştırmak.

inquiring: meraklı, araştırmacı

Konuyu araştıracağını söylüyor. – He says he will inquire into the matter.

Hizmetleriniz ve ücretleriniz hakkında soru sormak istiyorum. – I would like to inquire about your services and prices.

inquisitive: (in-ko-za-tiv) meraklı, araştırmacı

inquisitively: merakla.

insane: deli, çılgın.  (crazy, mad)

İkimizde deliyiz.We’re both insane.

inspire-ilham vermek

Her çeşit kadın bana ilham verir.All kinds of women inspire me.

Harun esinlenmiş.Harun is inspired.

Bu, ilham verici.It’s inspiring.

motivate, encourage (in-ka-rıç) : esaretlendirmek, yüreklendirmek

instill: aşılamak

Biz bugünün genç insanlarına vatanseverlik aşılamalıyız.We must instill patriotism into the young people of today.

insult: hakaret etmek, aşağılamak

Böyle bir hakarete katlanamam.I can’t put up with an insult like this.

Kız kardeşimi aşağılamaya nasıl cesaret edersin?How dare you insult my sister!

 

23 Mayıs 2017

malign (adj, mılayn) kötü, habis, şer

malign (verb, mılayn) çamur atmak, dil uzatmak, kötüye gitmek

malign people: şer insanlar

malign  influence : kötü etki

Trump maligns the Afgan Army.

malnutrition:(melnutrUşın) kötü beslenme, yetersiz beslenme

mandatory: zorunlu

mandatory requirement:  zorunlu ihtiyaçlar

mandatory field:  zorunlu alan

eş anlamlıları: required, compulsory, obligatory

Manifest(verb): göstermek  (eşanlamlıları: show, exhibit; zıt anlamlıları: hide, conceal)

manifest (adj.): apaçık, belirgin, aşikar

manifest (noun): bildirim

Fail… Try again please!

Hi everybody,

I know, something is not going to way. I have not given up yet. But I have to do something.

maxresdefault.jpg

Çalışmalarıma geçen haftasonundan itibaren devam ettiremedim.

Haftasonu çocuklarla Abant’taydım.

Hafta içi iş yoğundu, akşam evde bakamadım. Niye? Motivasyon eksikliği de olabilir, biraz vakit bulamama da olabilir veya kararsızlık! Evet karar vermişken kararsızlık yaşadım. Çünkü evde bir kitap buldum ve bunu okumak istedim. 30 makaleden oluşan bir kitap. Her makalenin çevirisi, kelimeleri ve gramer analizi var.

Sonra perşembe günü ameliyat oldum. Bugün kendime geliyorum. Kendime gelir gelmez ilk el attığım şey “ingilizce tutkum bloğu” oldu.

Peki ya şimdi ne yapacağım. Düşüneyim. Başka bir yazıyla haber vereyim.

12 Mayıs 2017

Herkese Merhaba,

İngilizceye devam…

Bugünkü makalemiz “Robot Helps Sick Child Go to School“.

surrounded by stuffed animals, books and photos on the wall. duvardaki pelüş hayvanlar, kitaplar ve  fotoğraflar ile çevrili.

surrounded – çevrili

stuffed animals – pelüş oyuncakalar

makes the robot taller – robotu daha uzun boylu yapmak

charity – hayır kurumu, sadaka, hayırseverlik

It allows Cloe to interact with her friends. Close’un arkadaşlarıyla etkileşime girmesine izin verir.

interact (with) etkileşim içinde olmak.

 

 

 

 

 

11 Mayıs 2017

Bugün güzel bir makale okudum. Bilmediğim ve anlamından emin olmadığım kelimeler vardı.

Secret Space Plane Lands After Two Years in Orbit

unmanned – insansız

spacecraft – uzay aracı

It is classified. Bu gizli bir bilgi.

certain – belli, belirli, kesin

certain military members – belirli askeri üyeler

The Air Force can only publicly say that the plane helps them see how new devices perform while in space for a long time. Hava Kuvvetleri, sadece uçak, uzayda uzun süre yeni cihazların nasıl performans gösterdiğini anlamalarına yardımcı olduğunu kamuya söyleyebilir.

10 Mayıs 2017

http://learningenglish.voanews.com/a/bison-help-restore-natural-habitat/3838314.html

large – geniş, iri

big – büyük

heavy – ağır

fur – kürk

Bison are large animals with big heavy brown fur. Bison büyük ağır kahverengi kürk ile iri hayvanlardır.

mammal – memeli

shoulder – omuz

They stand about 1.83 meters at the shoulder. Omuz(ları) yaklaşık 1.83 metre(dir) duruyorlar.

weigh up – tartmak

They weigh up to just over 900 kilograms. Onlar sadece900 kilo ağırlığındadır.

En çok karşılaştığım ama karıştırdığım bir kelime burada karşıma çıkıyor yine: once

once – bir kere, birkez

Bison once numbered in the millions. Bison’un sayısı bir defasında milyonları aştı.

people hunted them for meat and hides. sanlar et ve deri için onları avladı.

a few hundred animals – bir kaç yüz hayvan

grow, grew, grown – büyümek, üretmek, artmak, yetişmek

Now their numbers are growing. Şimdi de sayıları artıyor.

estimate – tahmin etmek (v),

9 Mayıs 201

İlk günden selamlar. Bugün VOA English’den bir makale okudum. Öğrendiğim kalıplar ve kelimeler aşağıdadır.

This is What’s Trending Today. Bugün en çok konuşulan (trend olan) şey bu. 

a Canadian military plane landed on board… bir kanadalı askeri uçak gemiye indi…

forced out of Syria zorla Suriyeden çıkmak

the Canadian province of Alberta Alberta’nın Kanada eyaleti

province Eyalet

consider  düşünme,  değerlendirmek, dikkate katmak

Belal asked his wife if she would consider the name.  bilal karısına (bu) adı değerlendirirsen diye sormuştu.

İngilizcede Would yardımcı fiil olarak kullanılır; “modal yardımcı fiili”. Would’u kullandığımız durumlar şunlardır:

  • Geçmişten bahsederken
  • Geçmiş bir zamanda, gelecekten söz ederken
  • Şart Kiplerinde
  • Arzular dile getirirken, kibarca soru ve istekte bulunurken, fikir ve beklentileri, pişmanlık gibi durumlarda da would kullanılır.

a deep sense of humanity – derin bir insanlık duygusu

Trudeau called the family’s gesturetouching.” Trudeau ailenin jestini “dokunaklı” olarak nitelendirdi.

gesture jest

touching dokunaklı

Günün Bağlaçları:

  • Even though, Although, Though,

“e rağmen”, “e karşın”

2 cümle arasında bir zıtlık olmalıdır. 1. cümle olumlu ise 2. cümle olumsuz olmalıdır. Eğer 1. cümle olumsuz ise 2. cümle olumlu olmalıdır.

Bu 3 bağlaçta aynı anlama gelir fakat en güçlü ifade Even Though dur. En zayıf ifade ise Though dur.

(Al)though I don’t like him, I agree that he’s a good man.
Onu sevmememe rağmen iyi bir insan olduğunu kabul ediyorum.

  • Despite ,in spite of  “- e rağmen”  kendisinden sonra cümle almaz. Gerund (fiil+ing) ya da isim alır.

I still enjoyed the picnic despite the weather. Hala havaya rağmen piknikden keyif aldım. 

He failed the test in spite of studying hard.  Çok çalışmasına rağman başarısız oldu.

  • Despite the fact / in spite of the fact  “- e rağmen”   kendisinden sonra cümle alır.

Despite the fact that it is raining heavily, he went out without an umbrella.

Günün Phrasal Verb’leri:

Keep On – Sürdürmek, devam etmek
I keep on studying with passion. Tutkuyla çalışmaya devam edeceğim.